Yeryüzünde Bir Cennet: Maçahel - Seyahat Rehberiniz

Yeryüzünde Bir Cennet: Maçahel


İçinde barındırdığı zengin bitki örtüsü ve faunasıyla Türkiye’nin ilk biyosfer alanı, Doğu Karadeniz’in en doğusu; ölmeden en az bir kere görmeniz gereken bir yeşil vadi Maçahel (Maçahela).

Geçtiğimiz Temmuz ayında balayı için kendimizi Karadeniz’e attık. Samsun’dan başlayıp, Artvin-Gürcistan sınırında yer alan Maçahel’e kadar gittik. Ayder, Uzungöl derken 1700 km yol teptik 1 haftada. Detaylı bir Karadeniz yazısı yazmamıştım balayı sonrası, ancak bloğu tekrar aktif edince, dedim ki ilk olarak güzeller güzeli Maçahel’i kalemim yettiğince yazayım.

MAÇAHEL’İN TARİHİ, YAPISI

Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Maçahel, Karçal dağları eteklerindeki bir vadi. Bölge, 1921’de Rusya-Türkiye arasında yapılan sınır anlaşmasıyla bugünkü halini almış. Bu anlaşma sonucunda vadide bulunan 18 köyün 12’si Gürcistan, 6’sı Türkiye sınırları içinde yer almış. Maçahel’de kalırken konuştuğumuz bir yaşlı amcanın anlattıklarına göre de köylülere hangi tarafta kalmak istedikleri sorulmuş ve din faktöründen dolayı çoğunluk Gürcistan (o zamanlar Sovyetler Birliği) tarafını seçmiş. Sınırlarımız içinde kalan 6 köyün ismi Camili, Efeler, Kayalar, Uğur, Düzenli ve Maral’dır. Bu arada Maça el, hel ise bilek anlamına geliyormuş Gürcü dilinde.

Gürcü sınırı Camili köyünün hemen aşağısından geçiyor. Kış şartları çok çetin geçtiği için, uzun bir süre kar yerden kalkmıyor ve yollar kapanıyormuş. Bu sebepten dolayı köylerdeki acil durumlarda; hastalık, doğum vs. yerli halk  Gürcistan-Türkiye arasında imzalanan protokol sayesinde Borçka ya da Artvin yerine özel araçlar ile Gürcü tarafına götürülüyormuş.

Maçahel’in bu denli bakir kalmasının sebeplerinden biri, belki en önemlisi; ulaşımın zorluğu; yolların kardan dolayı yılın 4-6 ay kapalı kalması ve dışarıdan kimsenin köye ulaşamaması olarak gösterilebilir.

TÜRKİYE’NİN İLK BİYOSFER ALANI

Bölge öyle kıymetli ki; 2006 yılında Unesco tarafından ‘Dünya Biyosfer Rezerv Alanı’ seçilmiş. Nedir bu biyosfer alanı derseniz; ‘küresel öneme sahip doğal alanların korunması ve yöre halkının sürdürülebilir gelişimini sağlamak amacıyla UNESCO tarafından onaylanan alanlar’ şeklinde açıklanabilir. Dünyada bu şekilde 621 rezerv alanı varmış. Ne mutlu bize ki 1 tanesi de bizim topraklarımızda. Keşke yeşilin değerini bilsek, hakkını vererek koruyabilsek.

Köylülerin en önemli geçim kaynağı arıcılık-bal üretimi. Rakım farkından dolayı oluşan zengin bitki örtüsü ‘Saf Kafkas Arısı’na da ev sahipliği yapıyor. Uzun yıllar bal üretimiyle uğraşan arıcılar, ulusal ve uluslararası platformlarda hem bilgilerini paylaşıyor hem de balın kalitesinin korunması ve daha da geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapıyorlarmış.

Ayrıca Unesco dışında, Tema ve WWF’de Maçahel’in korunması hususunda aktif rol oynuyor.

KONAKLAMA

Aşağıda da okuyacağınız gibi; Maçahel’e gitmeye bir anda karar verdik. Dolayısıyla gidene kadar nerede kalırız diye bir araştırma yapmadık. Şanslıyız ki muazzam bir yer bulduk; Green Roof Otel. Tamamen el yapımı ve ahşap olan otel, samimi, tatlı bir aile tarafından işletiliyor. Baba Ali Abi (ismini yanlış hatırlıyorsam affetsin beni), oteli kendisi inşa etmiş ve yıllar sürmüş yapımı. Sohbeti, hikayeleri çok keyifli. Tavsiye ederim. Biz 2 gece kaldık.

ULAŞIM

Tatil öncesi rotayı çıkarırken Maçahel’e kesin gideriz diye plan yaptık ancak bloglarda çok güncel bilgi bulamadığımız için, yolların çok kötü olduğunu öğrendik (güncel olmayan bilgi) ve gitmeme kararı aldık. Artvin’e gelince de tekrar risk alıp gitsek mi diye konuşmaya başladık. Çünkü görmeyi çok istiyoruz ve kiraladığımız araç da gayet yüksek. Kafada deli sorular. Derken Cem Abi’ye (profesyonel rehber) ulaşıp yol durumunu sormak aklıma geldi ve onayı aldık ondan; gözü karartıp düştük Maçahel yoluna. İyi ki de düşmüşüz. Altını çiziyorum; kışın gitmediğiniz sürece; yollar gayet iyi. Sadece yüksek araçla gidin.

Borçka’dan başlayıp 2600 metreye tırmandık. Bir taraf uçurum, tamamen sis, göz gözü görmüyor, 20’yle falan çıktık uzun bir süre. Ama o havayı, atmosferi tarif edemem. Eşim korkuyor, ben tedirginim ama garip de bir keyif var içimde. Yolda dağ keçileri ile karşılaşıyoruz. İyice tırmanınca bembeyaz kar karşılıyor bizi. Hava bir anda 10 dereceye düşüyor. Oksijen çok keskin, kulaklar basınçtan kapanıyor. Hakikaten o duygular çok acayipti. En tepeye çıktıktan sonra da iniş başlıyor. Sis dağılıyor ve bu kez yeşil karşılıyor sizi tüm cömertliğiyle.

Borçka’dan kalkan minibüsler diğer bir seçenek. Borçka-Camili Merkez arası yaklaşık 50 kmlik bir mesafe var.

Yazdım en başta ‘kalemim yettiğince’ diye. Maçahel’i ne kadar yazsam az. Hakikaten anlatılamayacak bir güzellik, huzur var orada. Hele bir de gittiğinizde köylülerle sohbete tutuşursanız, tadından yenmez. Gidin ve en az 2 gün kalın, şarj olun, kafayı sıfırlayın; şiddetle tavsiye olunur.

Instagram

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir