İstanbul'un Akciğeri; Belgrad Ormanı - Seyahat Rehberiniz

İstanbul’un Akciğeri; Belgrad Ormanı


Geçtiğimiz hafta sonu, güneş yüzünü gösterince; soluğu Trakya’dan Karadeniz’e uzanan, içinde zengin sayılabilecek bir fauna ve doğasıyla ünlü Belgrad Ormanı’nda aldık. Geçmişte büyüklüğü 13 bin hektar olan orman bugün ne yazık ki insanoğlundan nasibini alarak 5400 hektara kadar küçülmüş, hırpalanmış ve hala yeşile hasret şehir insanın vazgeçilmez kaçamak noktalarından biri.

Daha önce de gitme fırsatı bulduğum Belgrad Ormanı’nda bu kez özellikle tarihi çok eskilere dayanan su bentlerini görmek için gittim. Dolayısıyla hafta sonunun çılgın kalabalığına rağmen düştük yollara öğlen sıcağında.

Öncelikle şunu belirtelim; fırsatınız varsa hafta içi gidin Belgrad Ormanı’na. Kesinlikle çok daha fazla keyif alacaksınız. Bizim böyle bir şansımız olmadığı için Pazar günü gittik. Hem insan hem de araç trafiği maalesef keyfinizi az da olsa baltalıyor. Bir de tabi ki mangalcılar var. Sen; temiz hava, oksijen diye yollara düşerken kendini sağlı sollu yakılan mangal kokularının içinde bulabiliyorsun ama yeri gelmişken şunu da belirtelim; özellikle mesire yerleri ayrılmış piknikçiler için. Dolayısıyla yürüyüş parkurundayken piknikçilerden sıyrılıp tekrar oksijene kavuşuyorsunuz. Bu arada yaya ve bisikletli girişi ücretsiz olup araç girişi hafta sounu 10 TL.

Meşe ağaçlarıyla kaplı orman hem bitki örtüsü bakımından hem de hayvan çeşitliliği bakımında zengin. Tarihi su bentlernin yanı sıra sınırları içinde geyik üretim tesisi ve Atatürk Arberotum’u gibi özel alanlar bulunuyor.

TARİHİ

Belgrad Ormanı’nın tarihi Kanuni Sultan Süleyman ile başlıyor dersek herhalde yanılmayız. 1500’lü yılların başında seferden dönen Kanuni, yanında getirdiği Sırp esirleri buraya yerleştiriyor ve Petra adında bir köy kuruluyor ormanda. Buradaki köylülerin ana görevi şehrin su dağıtım sisteminin sorunsuz işlemesi, devam etmesiymiş. Sistem diyorum özellikle çünkü, o dönemde hem Romalılardan kalma hem de Mimar Sinan’ın yaptığı muazzam su bentleri sayesinde tüm İstanbul’un su ihtiyacı karşılanıyormuş. Benim de özellikle gitmemin sebebi Belgrad Ormanı’nda yer alan Büyük Bent’i görmekti. Kesinlike tavsiye ediyorum, gidip sadece mangal, piknik olayı için değil; gitmişken ormanın içinde yer alan su bentlerini de görmelisiniz. Bu bentlerden bazıları; Büyük Bent, Kömürcü, Ayvad, Kirazlı Bendi.

Günümüze kadar küçülerek gelen Belgrad Ormanı, Sırplar’ın da köyü terk etmesi ve 1800’lü yıllarda II. Mahmut’un ormana sığınan Yeniçerileri ortadan kaldırmak için yangın emr, vermesi sonucu köy yaşamı tamamen bitmiş. Bildiğiniz gibi Mahmut, o dönemde birçok alanda olduğu gibi askeri alanda da reform yapmış ve Yeniçeriler yerine Eşkinci Ocağı’nı kurmuştu.  Bazı kaynaklara göre ise yine II. Mahmut, köylülerin yarattıkları çevre kirliliğinden dolayı nüfusu farklı bir yere taşımış.

Belgrad Ormanı’na ilişkin tarihteki öenmli bir diğer kayıt da şu şekilde; Fatih sık sık buraya gelerek avlanırmış. Hatta bir de sözü var; “Ormanımdan bir dal kesenin kolunu, bir ağaç kesenin başını keserim.”

ULAŞIM

Toplu taşıma ile gelecekler için Hacıosman’dan ve 4. Levent’ten kalkan Bahçeköy otobüsleri var. Şahsi aracınız ile gelecekseniz; 2 ana giriş var. Bahçeköy tarafı ve Kemerburgaz tarafı.

Son olarak; her yanımızın beton olduğu bir zamanda; umuyorum ki sayıları gittikçe azalan, baltaladığımız, yok ettiğimiz ormanlara, yeşile, tabiata, ağaca gereken değeri göstermenin ne kadar önemli olduğunu çok geç olmadan anlayabiliriz.

 

Instagram

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir