Mimar Sinan'ın Şehri Edirne'ye Hafta sonu Gezisi - Seyahat Rehberiniz

Mimar Sinan’ın Şehri Edirne’ye Hafta sonu Gezisi


Bu kadar beton, insan, araba, gürültüyle iç içe yaşayınca en ufak bir fırsatı bile kaçırmayıp; kendinizi İstanbul’un; bu kargaşanın dışına atmaya çalışıyorsunuz. İş bu sebeple; bu haftaki durağımız 90 yıl Osmanlı’ya başkent olmuş, Sinan’ın şehri Edirne oldu.

Günü birlik diye gittiğimiz Edirne’de ciğere doyamayınca bir gece daha kalarak hafta sonunu orada geçirmiş olduk.

Lezzete doymaya gidiyoruz
Lezzete doymaya gidiyoruz

ULAŞIM

İstanbul-Edirne arası 240 km civarı; arabayla trafiksiz  2 buçuk saatte rahat rahat gidebilirsiniz. Araba kiralama işimizi kolaylaştırsa da bizim yolculuk trafikten dolayı neredeyse 4 saat sürdü. İstanbul’dan çıkmak da girmek de büyük sıkıntı. Otobüs tercih ederseniz de biletle kişi başı 25-30 TL civarı ve sanırım 3 saatlik bir yolculuk ile ulaşım sağlayabilirsiniz.

KONAKLAMA

Edirne’de tercihinize göre birçok  seçenek mevcut konaklama için. Her zaman olduğu gibi booking.com u kullanarak Limon Hostel için rezervasyonumuzu yapıyoruz. Ortak banyo-tuvaletli hostel adeta Avrupa’dakiler gibi. 8 odalı, renkli, şirin bir bahçeye sahip ve kendine has atmosferiyle tek gecelik konaklamalar için biçilmiş kaftan. Merkezi konum da cabası. Saraçlar Caddesi’ne 5 dakika yürüme mesafesinde. Booking’te baktığınızda Edirne’deki otel, hostel vs içinde en çok yorumu ve en yüksek puanı alan mekan olduğunu göreceksiniz. Rahatlıkla tavsiye edebilirim. İki kişilik bir oda fiyatı 60 TL. daha ucuzu yok efenim.

Ulu Cami
Ulu Cami

YEMEK YEMEK YEMEK

Benim gibi ciğer delisi biri için Edirne seyahati tahmin edebileceğiniz üzere çok daha keyifli geçiyor. Ciğeri ilk kez yerinde yemenin mutluluğu paha biçilemez. Gelir gelmez hemen arabayı park ediyoruz ve kendimizi şehrin en iyi iki ciğercisinden biri olan Köfteci Osman’a atıyoruz. Bakmayın adında köfte geçtiğine; ciğer müthiş. Ama şunu da özellikle yazmalıyım ki hayatımda yediğim en iyi köfteyi de orada yedim. Çok net. Köfte-ciğer karışık yaptırabiliyorsunuz. iki kişi 40 küsür TL hesap ödeyip çıkıyoruz ama ben hala masadayım. Lezzet fena. Ertesi gün, İstanbul’a dönmeden  bir diğer meşhur ciğerci Aydın’a gidiyoruz ama mekan full. Dolayısıyla rotayı Niyazi’ye çeviriyoruz. Niyazi’de gidebileceğiniz mekrnalardan. Aklınızda olsun. Fiyatlar hemen hemen burada da aynı. Porsiyon 16-17 TL civarı. Bak yazarken bile hayal kurdum:(

Kendi çektiğim resmi teknik bir hatadan dolayı paylaşamıyorum. Affola
Kendi çektiğim resmi teknik bir hatadan dolayı paylaşamıyorum. Affola

NERELERİ GEZDİK

Öncelikle şunu belirteyim. Edirne’de ne var ne yok gezerim dersen sanırım arabayla gitmek iyi bir seçenek çünkü dolmuş ile aynı rotayı yapamazdık. Hem havanın sıcaklığı hem de Balkan Savaşları Müzesi ve Anıtı, Karaağaç, Sağlık Müzesi gibi yerler merkeze azıcık da olsa uzak. Ama bunların dışında yürüyerek rahat rahat diğer yerleri gezebilirsiniz. Bizim rotamız sırasıyla şu şekilde;

1-Arkeoloji Arkeoloji Müzesi: İçinde Ankara Etnoğrafya Müzesi ve Topkapı Sarayı’ndan eserler bulunan müze; 1970’lerin başında açılmış. Hemen Selimiye Camisi’nin arkasında yer alır. Edirne’ye gelir gelmez geziye Selimiye Camisi’nden başlayalım derken kendimizi burada buluyoruz. Müze Kart ile giriş yapabiliyorsunuz.

2-Selimiye Cami ve KülliyesiSadece Edirne’nin değil; tüm Türkiye’nin en önemli yapıtlarından, değerlerinden biri Selimiye. Nitekim 2011 yılında UNESCO tarafından dünya listesine alınır ki dünya çapında da hatrı sayılır bir ün kazanır. Şu anektodu paylaşalım: Selimiye, ‘Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ikinci Osmanlı eseri olma özelliğini teaşır. Bu ihtişamlı yapı çoğumuzun bildiği gibi Mimar Sinan’ın ‘Ustalık Eseri’dir. Yapımı 8 yıl süren cami, inşaatı tamamlandığında Sinan rivayetlere göre 90 yaşındaydı. Bu arada caminin yapılmasını 2. Selim ister ancak ibadete açıldığını ölümü sebebiyle göremez. Caminin Edirne’de inşa edilmesindeki sebep ise şehrin konumu ve İstanbul’da bu büyüklükte bir camiye ihtiyaç olmamasından dolayıymış.

3-Üç Şerefeli Cami, Eski Cami: Osmanlı yapılarıyla ünlü Edirne’de ziyaret etmeniz gereken bir çok cami mevcut. Bunlardan biri Hükümet Caddesi’nde yer alan Üç Şerefeli Cami. Caminin yapım tarihi net olmamakla birlikte bazı rivayetlere göre 1400’lü yılların başında inşa edilmiş. Dört minaresi olan caminin adı diğerlerinde daha yüksek ve üç şerefeli olan minaresinden gelir. Yine 1400’lü yıllarda yapılan bir diğer ünlü yapı da Eski Cami’dir. Her iki cami de merkez de olup; yürüyerek rahatlıkla gezilebilir.

4- II. Beyazıd Külliyesi Sağlık Müzesi: Edirne’ye dair çok net şunu söylemeliyim ki; bizi en çok etkileyen yer burası oldu. 15. yüzyılda kurulan külliyenin içinde ücretsiz sağlık hizmeti veren şifahane Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar açık kalmış. Her türlü hasta burada muayene edilip; sonraları sadece akıl hastalarının tedavileri yapılmıştır. Bu süreç de 1916 yılında sonlanmış. Burada Osmanlı zamanında sağlık hizmetlerinin, tedavilerin hatta cerrahi müdehalelerin nasıl yapıldığına tanık olacaksınız. Hatta şöyle bir anektod düşelim; Amerika’daki John Hopkins hastahanesi kurulurken bu komplex incelenmiş ve model alınmış. Ayrıca külliye, Selimiye Camisi’nden sonra Edirne’de en çok ziyaret edilen ikinci yapı. Müze kartı geçmiyor; ama giriş 5 TL. Kesinlikle gidiniz.

5- Meriç Nehri: İkinci günün sabahında ilk planımız Meriç Nehri’nin kenarındaki mekanların birinde kahvaltı yapmaktı. Nehrin manzarası çok keyifli. Gidenler bilir. Birçok mekan var. Bizim tercihimiz Lalezar oldu. Kişi başı 27 TL’ye serpme kahvaltı yapıyorsunuz. Bu bilgileri paylaştıktan sonra Meriç Nehri’nden bahsedelim biraz. Nehir Bulgaristan’dan doğup, Edirne üzerinden Ege’ye dökülüyor. Ayrıca Yunanistan-Türkiye sınırının da bir kısmını oluşturur. Nehrin uzunluğu 480 km. Diğer önemli yapı da bir diğer adı Mecidiye Köprüsü olan Meriç Köprüsü. Tarihi öneme de sahip olan köprü 19. yüzyılda yapılmış olup; uzunluğu 200 metrenin üzerindedir.

6- Karaağaç: İçinde Lozan Anıtı, müzesi ve meydanı da yer alan Edirne’nin merkez ilçesine bağlı bir mahalle Karaağaç. Meriç Köprüsü’nden geçip ulaşıyorsunuz. Nehir kıyısında kahvaltımızı yaptıktan sonra Karaağaç’a doğru hareket ediyoruz. Yunanistan sınırına 4 km uzaklıkta Karaağaç. Huzurlu ve sakin havasıyla karşılıyor bizi. Gündüz kahvemizi burada içiyoruz. Ardından Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin içinde yer alan Lozan Anıtı, müzesi ve meydanını geziyoruz. Bina eskiden tren garı olarak hizmet vermiş; ta ki 1972 yılına kadar. Bu tarihten sonra Trakya Üniversitesi’ne devir edilmiş. Karaağaç’a özellikle akşamüstü gitmenizi tavsiye ederim. Gidip çay kahve için derim.

7- Gezmeniz gereken diğer yerler: Edirne Osmanlı yapılarıyla ünlü dedik. Yukarıda belirttiğim yerler dışında Türk İslam Müzesi, Rüstempaşa Kervansarayı, Adalet Kasrı Kulesi, Şükrü Paşa Anıtı ve Balkan Müzesi, Edirne Bedestesi, Ali Paşa Çarşısı, Selimiye Arastası, Saraçlar Caddesi, Kırkpınar, Bulgar Kilisesi, Büyük Sinagog gibi birçok noktayı da ziyaret edebilirsiniz.

Meriç Nehri
Meriç Nehri
Selimiye Camisi
Selimiye Camisi
II. Beyazıd Külliyesi
II. Beyazıd Külliyesi
Kırkpınar
Kırkpınar
Ulu Cami
Ulu Cami

Genel olarak Edirne’nin tamamını olmasa da büyük çoğunluğunu yürüyerek ve birkaç kez dolmuş, minibüs kullanarak gezebilirsiniz. Ancak tabi ki kendi aracınızla gider ya da güvenilir araç kiralama firmalarını seçerseniz geziniz daha keyifli hale gelecektir. Biz bu noktaların tamamını aracımızla ziyaret ettik.

Keyifli ve lezzet dolu bir hafta sonu kaçamağının ardından…

Sevgiyle kalın…

 

 

 

 

Instagram

2 thoughts on “Mimar Sinan’ın Şehri Edirne’ye Hafta sonu Gezisi

  • 23 Ağustos 2016 at 19:38
    Permalink

    Üstad bir edirneli olarak yazını keyifle okudum. Kalemine sağlık. Tekrar beklerim edirneye

    Reply

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: