Sarı Sıcak Bir Haftasonu - Seyahat Rehberiniz

Sarı Sıcak Bir Haftasonu


Uzun bir aradan sonra tekrar yollara düşme vakti geldi deyip; keskin Şubat soğundan sıcak iklimlere inme çabası ve tabi ki ülkenin en değerli lezzetlerini yerinde tatma hayali, arzusu içinde hızlı bir karar ile aldık  Adana uçak biletlerini. Adana’ya gitmişken de yörük çadırlarında kahvaltı etmemek olmaz deyip, bir de yanına Mersin ekledik mi… Ohhh mis

Adana’nın eşsiz ciğeri, kebabı,  bizi aşırı dozda mutlu eden şehir parkı ve Silifke’nin tatlı havası ile keyifli bir haftasonu sonunda kürkçü dükkanı ve hoş geldin Pazartesi sendromu…

Detaylara geçmeden önce ekipten bahsetmeliyim. Evlilik kervanına girmiş bir adam olarak; tabi ki yalnız ve erkek erkeğe seyahatler hayal oldu artık. Sırt çantasını ikiledik, yollara hatun ile birlikte düşmeye başladık. İlk seyahatimize de can dost, Iğdır’ın asi çocuğu Timuçin ve eşi Zeynep eşlik etti. En kalabalık ama çok da keyif aldığımız bir gezi oldu. Hatta hemen yeni planlar da yapıldı. Nisan da aynı ekip Eskişehir’deyiz.

MERSİN

Cumartesi sabaha karşı Atatürk Havalimanı’ndan 1 saat 5 dakikalık uçuşla Adana Şakirpaşa Havaalanı’na indik. Sabahın 4’ünde Adana’daydık. Önceden kiraladığımız arabayı teslim alıp; planımız dahilinde Mersin’e doğru yola çıktık.

YÖRÜK KAHVALTISI

Öncelik tabi ki Silifke’de yer alan Narlıkuyu’daki meşhur yörük çadırı kahvaltısıydı. Adana-Mersin birkaç saatlik yolculuğun ardından ilk adresimiz olan Narlıkuyu, İkram Kafeterya’ya vardık. Kişi başı 25 TL verip, sınırsız çayı, gözlemesi, bilumum çeşit reçeli ve tabi ki meşhur sıkmasıyla yol yorgunluğunu atıp yeniden hayata dönüyoruz. Mekanın lezzetlerinin yanı sıra, manzaradan da bahsetmemek olmaz.

ASTIM MAĞARASI

Sonrasında yörük çadırlarının olduğu yere 2-3 dakikalık bir mesafede yer alan Astım Mağarası’na varıyoruz. Mağaraya dik merdivenler ile inip 200-250 metrelik bir hat boyunca geziyorsunuz. Tarihi 3. Jeolojik döneme kadar dayanan mağaranın astım hastalarına iyi geldiği söyleniyor. Gerçekten de farklı bir havası atmosferi var mağaranın. Görmeye değer. Giriş 5 TL.

CENNET CEHENNEM ÇUKURLARI

Mağaradan sonra yine birkaç dakikalık mesafe sonrası meşhur ve bir o kadar ilginç Cennet Cehennem Çukurları’na geliyoruz. Yan yana iki ilginç çökük, çukur, obruk düşünün; biri 70 diğeri 128 metre derinliğinde. Cehennem çukuruna şeklinden dolayı inmek imkanısz; ancak profesyonel ekipman ile inebilirsiniz. Efsaneye göre Zeus, Yüz Başlı Ejderha Typhon’u bir kavgada yendikten sonra Cehennem Çukuru’nda hapsetmiş. Cennet Çukuru ise 452 basamaklı bir merdiven ile inilen, içinde V. Yüzyıldan kalma bir kilisenin olduğu diğer yapı. Giriş 15 TL.

KIZ KALESİ

Cennet-Cehennem Çukurları’nı gezdikten sonra Narlıkuyu’dan ayrılıp; Mersin’deki son durağımız olan Kız Kalesi’ne varıyoruz. Kale, sahile 200 metre açıkta; dolayısıyla eğer bir tekne kiralamadıysanız ancak sahilden seyredebiliyorsunuz kaleyi. Kale hakkındaki en bilindik efsane şöyle; kral falda kızının bir yılan tarafından sokularak öldürüleceğini görmüş ve kızını korumak için bu kaleyi yaptırarak, kızını ve hizmetçilerini bu kaleye hapsetmiş. Ancak kız, saraydan gönderilen üzüm sepetinin içinden çıkan yılan tarafından sokularak öldürülmüş.

MERSİN LEZZETLERİ

Memoş Tantuni, Mersin deyince ilk akla gelen duraklardan biri. Ancak bizim tercihimiz farklı bir yer oldu. Mersin’e gelmişken Mersinli dostları görmemek olmaz diyip, Çağlar ile buluştuk ve Mezitli’de yer alan Biber Tantuni’ye götürdü bizi. Gerçekten iyiydi; tavsiye ediyorum. Sohbet, muhabbet derken, saati 3 yapıyoruz. Bastıran uykusuzluk ve akşamki Adana Kazancılar Çarşısı programını hatırlayarak Adana’ya doğru yola çıktık.

ADANA

Üstad Yaşar Kemal’in Adana’sı her daim merak ettiğim ancak bir türlü fırsat bulup gelemediğim bir şehirdi. Mezitli-Adana arası 110 kmlik yolculuk sonrası tüm yorgunluğa rağmen meraklı gözlerle Adana’da konaklama yapacağımız IBIS OTEL’e vardık. Bu arada fiyat çift kişilik oda 97 TL.

KAZANCILAR ÇARŞISI

Adana’ya hızlı bir giriş yapalım diyerek; otelde dinlendikten sonra soluğu Tarihi Kazancılar Çarşısı’nda alıyoruz. Çarşı, Adana’nın en eski ve en önemli noktalarından biri olup, içinde Adana’ya has lezzetleri satın alabileceğiniz dükkanlar mevcut. Çarşıyı ertesi gün gündüz gözüyle gezeceğimiz için direk Kazancılar Kebaba gittik. Heyecan had safhada. Kebaplar, ciğerler söylendi. Aşırı dozda et yüklemesi yapıldı, yanında da Kazancılar’ın fasıl grubu… Mekan kapanana kadar kaldık. Etin tadı hala damaklarda.

SABANCI MERKEZ CAMİ

Sabah ilk iş Kazım Büfe’de mideleri doldurduktan sonra Sabancı Merkez Cami’ye gidiyoruz. Cami, yapımına 1989 yılında başlanıp, sonrasında yarım kaldığı için Sabancı Ailesi’nin desteğiyle 1999 yılında yapımı tamamlanıp ibadete açılmış. Merkez Park ve Seyhan Nehri yanında yer alan cami, devasa görünümüyle şehrin birçok yerinden selamlıyor sizleri.

MERKEZ PARK

İşte burada ayrı bir parantez açmak boynumuzun borcu. Allahım bu ne güzel bir parktır. Yemyeşil, tertemiz, portakal ağaçlarıyla dolu. Hem de Seyhan Nehri’ne sırtını dayamış, tüm güzelliğiyle sizi bekliyor. İlk düşündüğümüz şey bu park İstanbul’da olsa, kesin mangal yakan, parkın canına okuyan insanların her haftasonu dolup taştığı bir yer olacağı yönünde. Ama Adana’nın insanı yeşilin bilincinde ve gereken değeri göstermiş yeşile. Park 33 hektar olup, 2004’te açılmış. Parkta otururken, Amsterdam seyahatinde gidip huzur bulduğumuz Vondelpark’a da bir selam çakmayı ihmal etmiyoruz.

TAŞKÖPRÜ

Rivayete göre Roma döneminde yaptırılan Taşköprü, günümüzde araç trafiğine kapatılıp, Adana’ya gittiğinizde merak edip yürüyerek geçeceğiniz simge bir yapı.

BÜYÜK SAAT KULESİ

Şehrin diğer önemli simgelerinden biri eski Adana’da yer alan tarihi Büyük Saat Kulesi. Kule 1881’de dönemin valisi Ziya Paşa tarafından yaptırılmış, 1925 yılında ise Almanya’dan getirilen saat, kuleye monte edilmiş.

ULU CAMİ

Adana’nın en eski camisi Ulu Cami. Yapım yılı 16. yüzyıla dayanıyor.

ADANA LEZZETLERİ

Kazancılar Çarşısı’ndaki Kazancılar Kebap yukarıda da belirttiğim gibi ilk durak oldu. Ziyafete Cumartesi akşamı orada başladık. Pazar sabahı kahvaltı için meşhur Kazım Büfe’ye gidip muzlu süt ve karışık tost ile lezzet bayramımız devam etti. Muzlu süte bayıldık. Akşam uçağı 23:05’te olduğuna göre daha iki posta daha ciğer kebap yemenin hesapları yapıldı tabi hemen. Öğlen Tripadvisor yorumlarına bakarak Ciğerci Birbiçer’e gittik ve çıta biraz daha yükseldi, lezzet katsayısı biraz daha arttı. Şiddetle tavsiye edilir. Kazancılar’daki ciğerin daha fenası var burada. Kapanışı ise Muzzy Ocakbaşı’nda yapıyoruz. Sonrası İstanbul, Pazartesi sendromu.

Bizim Adana-Mersin haftasonu kaçamağımız bu şekilde oldu. Çok keyifli iki gün geçirdik, kilo aldık, yedik, içtik, eğlendik. İstanbul’un keşmekeşinden biraz da olsa uzaklaşmak isterseniz, bu plan tam size göre.

Instagram

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir