Doğayla İç İçe Bir Gün: Rumelifeneri Kampı - Seyahat Rehberiniz

Doğayla İç İçe Bir Gün: Rumelifeneri Kampı


Çadır maceralarına bir yenisini ekledim geçtiğimiz hafta sonu. Bu kez durak, İstanbul’un incisi Rumelifeneri’nde bir aile tarafından işletilen Giritli Çiftliği oldu. Detaylara geçmeden önce minik birkaç anektod; hem yeni aldığım uyku tulumunu test etmiş oldum hem de ilk kez kalabalık bir tatil deneyimi yaşadım. Şaşıracaksınız belki ama okul gezilerini saymazsak; seyahatlerimi ya yalnız ya da kız arkadaşımla yapıyorum.  Dolayısıyla farklı, keyifli bir deneyim oldu.

Tam da resimdeki yazı işte

Sanırım önce ekipten bahsetmeliyim. Bagajında kamp malzemeleri her daim hazır bulunan çılgın ve heyecanlı kampçı Ersan başkan dışında; ‘risk alıyorum ve bende varım’ diyen Sinem, Nesli, gençlik yılları doğayla iç içe geçen ancak evlenince yerleşik düzen diyen Erhan Abi, geçtiğimiz aylarda günübirlik gittiğimiz Sapanca / Çatalkaya Vadisi’nde 2 km boyunca dağ bayır, şevkle, mutlulukla yürüyen ve bitmeyen enerjisiyle her defasında ağzımızı açık bırakan ailenin minik maskotu Bal Surat Yağız Ege ve her geçen gün çadır/kamp olayına daha da ısınan dişi çorabıdelikadam, ruh ikizim, hayat arkadaşım…

Hep kamp mı yapsak acaba

Toplamda 7 kişi, 3 çadır, 1 araba ile cumartesi sabah, henüz gün ağarmışken, ekip evde toplantı, kahvaltıyı yaptık ve düştük yollara. Düştük yollara dediysem, evden kamp alanına mesafemiz yarım saat var yok 🙂 Ee Sarıyer’de oturup, Fener’de kamp atmamak olmaz.

Kampta düzen önemli 🙂

GİRİTLİ ÇİFTLİĞİ

Mevsimden dolayı kampa gitmek ilk başta akıl karı gelmese de nihai kararı vererek kamp yeri aramaya başladık. İlk karar Yedigöller oldu ancak mesafenin uzunluğundan dolayı rotayı yanı başımızdaki Rumelifeneri’ne çevirdik ve Giritli Çiftliği’ni bulduk.

Çiftlik aile tarafından işletiliyor. Dolayısıyla resmi bir işletme-müşteri mantığı ilişkisinden çok samimiyet var. Sağ olsun ilk andan, ayrılana kadar Ali Abi bizimle yakından ilgilendi. Bir kez de buradan teşekkür etmiş olalım kendisine.

Giritli Çiftliği
Giritli Çiftliği

Giritli çiftliği Rumelifeneri, Kuzey Ormanlarının içinde yer alıyor. Sarıyer merkezden 20 dakikada rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Kamp faaliyeti dışında, hafta sonu kahvaltı ya da keyifli bir mangal partisi, kır düğünü tarzında etkinlikler de yapabilirsiniz. Çiftlikte kamp için sadece biz vardık. Aile Sarıyer’de yaşadığı için gece koca çiftlik bize kaldı.

Bizim minik kampçı

Ne yaptık, günümüz nasıl geçti, yazmadan önce;

Giritli’de kamp atmak isterseniz, çadır başı 30 TL ödüyorsunuz, yemek için de hizmet alabilirsiniz. Elektrik, tuvalet ve kamp ateşi yakmak için gerekli malzemeleri de çiftlikten temin edebiliyorsunuz. Hatta ben önce mangal yakacağım derseniz de Ali Abi hemen imdadınıza yetişiyor.

Kampın dışında, ormanda yürüyüş yapabilir, köyde bulunan fenere gidebilir, bisiklete binebilirsiniz. Aklınızda olsun.

Gönül rahatlığıyla Giritli Çiftliği’ni tavsiye edebilirim. Mevsimden dolayı kamp sezonunu kapattıysanız bile baharda yolunuz düşsün. Bir göz atın derim; Giritli Çiftliği

EĞLENCESİ BOL, AZ YAĞMURLU BİR GÜN GEÇİRDİK

Şanslıyız sanırım ki yazdan kalma bir kış gününde İstanbul’un kuzeyinde kamp attık,hava sıcak ve hiç üşümedik. Abartmıyorum; gece çadırlarda terledik. Bizi korkutan yağmur gece 02’ye kadar yağmadı ve yıldızları seyrettik kocaman kamp ateşimizin etrafında. Hava yağsa gün içinde geri döneceğiz; kızlar var. Risk budur yani 🙂

Çadır kurma çabaları

Çadırları kurduk hemen. Sandalyeler açıldı. Keyifli bir muhabbet; kahve eşliğinde. İş hayatının yorduğu zavallılar, biz, kendimizi şarj ediyoruz.

Kampa gittiğinizde ya da şehirden uzaklaşıp, doğaya kavuştuğunuzda siz de benim gibi düşünüyorsunuzdur sanırım. Doğadan ve doğaldan o kadar koparıldık ki, 1 günlük bir kaçamak bile aşırı dozda mutlu hissetmemizi sağlıyor. Yanılıyor muyum? Oysa zaten doğaya aittik biz. Zaman içinde betona hapsedildik farkında olmadan ya da isteyerek. Mortgage diye bir zımbırtı çıkardılar mesela; kredi çekip, ömrümüz boyunca satın aldığımız beton yığını için para ödedik, ödüyoruz. Çoğumuz ev almayı güvence olarak görse de aslında hayatlarımızı ipotek ettik, ellerimizle teslim ettik hayatlarımızı. Neyse bu mevzu derin ve yazı boyut değiştirecek; burada kesiyorum.

Hava kararmadan yürüyüş yaptık ve kamp ateşini yakmadan önce sucuk ekmek-şarap ikilisi sahneye çıktı. Parmaklarımızı yemek için sabırsızlanıyorduk. Kamp yapanlar bana fazlasıyla hak verecekler; kampta yenen yemeğin tadı bir başka oluyor. Zira günün tatlı yorgunluğu unutuldu ve lezzet şöleni başladı. Ne kadar hızlı yediğimizi anlamadan sildik süpürdük her şeyi. Neyse ki şarap stoğu yeterliydi. Marşmelovları da unutmayalım tabi.

çorabidelikadam kamp
Doğada kendimi kaybettiğim doğrudur

Hava tamamen kararınca gündüz hazırladığımız kamp ateşimizi yaktık. Tabi gözüm sürekli gökyüzünde, bulutlara bakıyorum, acaba yağmur yağar mı diye. Neyse ki akşamı sağ salim atlattık. Kasım’ın ortasında kamptayız ama mutluyuz. Hava 17 derece ve yıldızları sayıyoruz. Hep ‘5 yıldızlı otel yerine, 5 milyon yıldızlı doğayı tercih edin’ diyorum çevremdekilere. Tam da öyle oldu o gün. Hatta kuyruklu yıldızı bile gördük. Hemen sağımızda 3. köprünün bir kısmı görülüyor. Köprünün ışıkları ve ara sıra kendini duyuran gemi sirenleri de ayrı keyif.

Şarabın da etkisiyle, kamp ateşi etrafında danslar, şarkılar derken yağmur geldi. Sabah hava durumuna baktığımızda gece yağmur yağacağı yazıyordu, öyle de oldu. Ertesi sabah 07’de hepimiz ayaktaydık. Yağmur fazla yağdığı için çadırlarımız az da olsa su almıştı.

Sabahın en güzel yanı yağmur sonrası ortaya çıkan toprak kokusu ve kuş sesleriydi. Kahvemizi içip, çadırları topluyoruz. Eve dönüş vakti. 1 günlük mola bitiyor ve rutin kaldığı yerden devam ediyor.

Her fırsatta doğaya kaçabilmek, kavuşabilmek hayali ve umuduyla…

 

Instagram

2 thoughts on “Doğayla İç İçe Bir Gün: Rumelifeneri Kampı

  • 23 Kasım 2016 at 13:57
    Permalink

    İstanbul’da yaşayıp, hafta sonu çadırla kamp yapmak mükemmel bir fikir doğrusu.
    Biraz cesaretimi toplasam gerçekleştirebilirim belki.:)

    Reply
    • 23 Kasım 2016 at 22:58
      Permalink

      Kesinlikle denemelisiniz. Ama bir kez yaparsanız da devamını getirmek isteyeceksiniz; benden söylemesi. Sevgiler.

      Reply

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: